Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında adım adım yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.Duygular hırpalanarak silikleşirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalıştıkça parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla ölümsüzleşiyor."Tüm eserleri kıymetli olsa da İnsanlığımı Yitirirken onun başyapıtıdır. Dazai aristokrat bir serseri, kendi tabiriyle bir suçluydu; yine de (bu kitabı) nefsini terbiye eden bir kâtibin sabrıyla yazdı."Patti Smith"Dazai'de en nefret ettiğim şey, içimde en çok saklamak istediğim şeyleri tam da onun açığa vurması..."Yukio Mişima"İnsanlığımı Yitirirken yıllar sonra bile hâlâ sarsıcı bir aciliyetle okunuyor. (...) Romanları birer yabancılaşma eskizi olarak şöhret kazanmış olsa da, insani ilişkilere dair modern portreler olarak ele alındığında da son derece etkileyicidir."The Atlantic